• Kayıt
TurkAvukatlar.com'a hoşgeldiniz. Hukukla ilgili sorular sorabilir ve avukatların cevaplarını alabilirsiniz.

Maddi tazminat, manevi tazminat, vasinin davayı takibi, vesayet makamının görevleri

0 oy

 

4. Hukuk Dairesi 2008/3977 E., 2008/14550 K.

  • MADDİ TAZMİNAT
  • MANEVİ TAZMİNAT
  • VASİNİN DAVAYI TAKİBİ
  • VESAYET MAKAMININ GÖREVLERİ

"ÖZET"

VASİNİN VESAYET ALTINDAKİ KİŞİ ADINA DAVA AÇABİLMESİ VESAYET MAKAMININ İZNİNE TABİ OLUP, VASİNİN İZİN ALMAKSIZIN DAVA AÇMASI DURUMUNDA, MAHKEME VASİYE BU YÖNDE İLAM ALIP SUNMAK ÜZERE UYGUN BİR SÜRE VERMELİDİR. 

 

"İçtihat Metni"

Davacı Hatice (Buğra ve T.Barış'a vesayeten) vekili tarafından, davalı A.Sancak vd. aleyhine 23.06.2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 24.12.2007 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.

Davacı küçükler Buğra ve T.Barış'a vesayeten Hatice vekili tarafından açılan 23.06.2000 tarihli dava dilekçesinde; küçüklerin anne ve babasının 17.08.1999 tarihinde meydana gelen deprem sırasında vefat ettiklerini beyanla, yıkılan ev ve içindeki eşyalar için maddi tazminat, anne ve babalarını birlikte kaybeden küçüklere manevi tazminat talebinde bulunulmuş, işbu dosya ile birleştirilen tarafları ve dava sebebi aynı olan 24.06.2005 tarihli dava dilekçesi ile de destek tazminatı talebinde bulunulmuştur.

Davalılar davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.


Mahkemece, asıl ve birleşen dosyadaki davaların kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.

Dava, küçük Buğra ve T.Barış vasisi Hatice'nin genel vekaletnamesine istinaden vekil tarafından açılmıştır. Vasi tayinine ilişkin Yalova Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 1999/858-867 esas karar sayılı ilamı dosyaya sunulmuş ise de, vasinin görülmekte olan davayı açma konusunda izin aldığı ileri sürülmediği gibi, buna ilişkin bir karar da ibraz edilmemiştir.

Vesayet altına alınan küçüklerin vasileri tarafından temsil edileceği kuşkusuzdur. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 391. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 448. maddesi düzenlemeleri bu yöndedir. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 405/8. maddesi, sulh mahkemesinin iznine tabi tuttuğu işler arasında husumeti de saymış; böylece, gerek vesayet altındaki kişi adına vasi tarafından dava açılabilmesini ve gerekse kendilerine karşı açılmış bir davada vasi tarafından temsil edilebilmelerini vasinin sulh mahkemesinden izin alması koşuluna bağlamıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 462/8. maddesi de, vasinin vesayeti altındaki kişi adına dava açabilmesini vesayet makamının iznine tabi kılmış; öncekinden farklı olarak, vesayet altındakine karşı açılmış olan davalar yönünden bu izin koşulunu kaldırmıştır.

Böylece, anılan her iki Kanuna göre de, konusu ve türü ne olursa olsun, vasinin, vesayeti altındaki kişi adına herhangi bir davayı açabilmesi, her halükarda, bu konuda izin almış olması koşuluna bağlıdır. Bu konu kamu düzenine ilişkin olduğundan herhangi bir davada vasinin bu yönde izin almış olup olmadığı hususu, mahkemece ve Yargıtay'ca re'sen gözetilmelidir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2005/21-195 Esas, 2005/209 Karar sayılı ilamları da aynı hususa işaret etmekte olup, vasinin izin almaksızın dava açması durumunda, davayı gören mahkemenin, vasiye bu yönde ilam alıp sunmak üzere uygun bir süre vermesi gerekir; bu husus yerine getirilmeden yargılama yapılarak davanın sonuçlandırılması kanuna aykırıdır. Böylesi bir kanuna aykırılık ise, Yargıtay'ın temyiz incelemesi sırasında re'sen dikkate alması gereken bir bozma nedenidir.

Somut olay bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirildiğinde; vesayet altındaki davacılara temsilen açılan davayı açma konusunda, dava tarihinde

yürürlükte 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 405/8. maddesi ya da davanın yargılaması sürerken yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 462/8. maddesi uyarınca vesayet makamından izin alındığına dair bir ilam sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece yapılması gereken iş; vasiye, eldeki davayı açması konusunda vesayet makamından izin alması ve buna dair ilamı dosyaya sunması için uygun bir sürenin verilmesi; bu nitelikte bir ilam alınıp sunulduğu takdirde davaya devamla esas hakkında hüküm kurulması; aksi takdirde, esasa girişilmeksizin davanın salt bu nedenle reddine karar verilmesidir.

Mahkemece, kamu düzenine ilişkin bu gereklilik gözardı edilerek, yargılama yapılmak suretiyle işin esası hakkında karar vermiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenden dolayı (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 24.11.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

25, Temmuz, 2011 Editor tarafından soruldu
...