• Kayıt
TurkAvukatlar.com'a hoşgeldiniz. Hukukla ilgili sorular sorabilir ve avukatların cevaplarını alabilirsiniz.

Avukatın azli, avukatın istifası

0 oy

 

13. Hukuk Dairesi 1993/3419 E., 1993/3651 K.
 
AVUKATIN AZLİ
AVUKATIN İSTİFASI
"İçtihat Metni"
 
T.C
Y A R G I T A Y
Onüçüncü Hukuk Dairesi
 
E. 1993/3419
K. 1993/3651
T. 29.4.1993
 
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda;
ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın, kısmen kabulüne ve kısmen reddine
yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz
edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
 
Davacı avukat, müvekkili davalı bankanın, haksız olarak vekalet görevinden
kendisini azlettiğini, muaccel hale gelen vekalet ücretlerin toplamı
14.768.475 TL. için yaptığı icra takibine, davalının itiraz ettiğini öne
sürerek itirazın iptaline, 40 icra inkar tazminatının ödetilmesine karar
verilmesini istemiştir.
 
Davalı; avukatın vekalet görevinden istifa ettiğini, bundan sonra yanlışlıkla
azilnamenin gönderildiğini, sözleşmenin II. maddesince akdi fesihte haklı
olduklarını, ücretin ödendiğini, Avukatlık Kanununun 174. maddesince istifa
eden avukatın ücret talep edemiyeceğini savunmuş, reddini dilemiştir.
 
Mahkemece; Avukatlık Kanununun 41. maddesi uyarınca istifadan sonra 15 gün
daha avukatın görevinin devam edeceği, bu süre dolmadan azlin gerçekleşmesi
nedeni ile davacının ücretin tamamına hak kazandığı kabul edilmiş, yapılan
ücret hesabı sonucu davanın kısmen kabulüne, fazla istemin reddine, icra
inkar tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir.
 
Hüküm, her iki tarafca temyiz edilmiştir.
 
Davalının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının istifa dilekçesini bankaya verdikten
sonra azilnamenin keşide edildiği anlaşılmaktadır. Nitekim mahkeme de bu yönü
benimsemiş, ancak istifaya rağmen Avukatlık Kanununun 41. maddesince avukatın
görevi 15 gün daha devam edeceği için azlin hukuki sonuç ve hükümlerini
doğuracağı kabul edilmiştir.
 
Kural olarak; iş sahibi ile avukat arasında kurulan vekalet ilişkisi,
sözleşmenin yanlarının bir nedene dayandırılması gerekmeyen tek taraflı bir
irade ulaştırmalarıyle her zaman fakat ileriye doğru yürürlü (exnunç) olmak
üzere sona erdirilmesi mümkündür. Hizmet, istisna ve benzeri sözleşmelerde
olduğu gibi, bu bozma iradesine karşı diğer taraf sözleşme ile yükümlenilen
borcun yerine getirilmesine zorlanmasını sözleşmeyi bozan akidinden
isteyemez. Kaldıki aksi durumu hükme bağlayan bir ilamın icrada yerine
getirilmesi olanağı da yoktur. Ne var ki HUMK.nun 68. maddesiyle 1136 sayılı
Avukatlık Yasasının 41. maddesi hükümlerince avukatın vekaletten
çekilmesinde, Borçlar Yasasının vekalete ilişkin kurallarından ayrılındığı
görülmektedir. Anılan yasa maddelerine göre avukatın işten çekilmesi
müvekkile karşı tebliğden başlayarak onbeş gün sonra veya müvekkilin, hasmına
karşı dava tutanağına yazdırmak veya tebliğ ettirmekle geçerli duruma
girecektir. Bu süreler Borçlar Yasasının 396. maddesinin 2. fıkrasında yazılı
uygun olmayan zamanda çekilmeden doğan sakıncaları, hem müvekkil hem de hasmı
yönünden kaldırmayı sağlamayı amaçlamaktadır (Bkz. Avukatlıkta Vekalet ve
Ücret Sözleşmesi, Feridun Müderrisoğlu, Ankara-1974, Sh. 138). Örneğin,
HUMK.nun 68. maddesi, iş sahibi için bazı hakların düşmesini gerektiren
sürelerin geçmemesi ve onun bu yüzden doğacak zararlarını önleme amacını
gütmektedir. Böylece, yasa koyucu iyiniyet kurallarına aykırı davranışlara
karşı hakların özellikle sürelerin korunmasını güvence altına almak
istemiştir. Demek ki bu sürelerin kendi isteğiyle çekilmeden sonra Avukatın
sırf sorumluluğunun ne kadar zaman daha devam edeceğini belirtmekten öte bir
anlam taşımadığında kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Gerçekte de 1136
sayılı Avukatlık Yasasının 41/I. maddesiyle, çekilebilme olanağı bulanan ve
zorunlu iş görme durumları dışında, bu idarenin ulaşmasından onbeş gün sonra
sonuç doğuracağı benimsendiğine göre, bu süre içindeki davranışlar nedeniyle,
avukatın müvekkiline karşı sorumluluğunun devam edeceği diğer bir ifade ile
çekilen avukatın sorumluluğu çekilme iradesinin iş sahibine ulaştığı günde
sonuç doğurmayacağı ancak iş sözleşmelerinin ihbarlı bozumunda olduğu gibi
daha sonra geçerli duruma geleceği çok açıktır (Bkz. adı geçen eser, Sh. 60).
 
İşte, avukatın işten çekilmesine rağmen sorumluluğunun devam edeceği zamanı
tesbit eden az yukarıda açıklanan kurallarla, bundan tamamen ayrı avukatın
işi takipten vazgeçmesi; azli ve ücretin gününde ödenmemesi durumunu
düzenleyen 1136 sayılı Yasanın 174. maddesini birbirine karıştırmamak
gerekir. Anılan yasa maddesine göre; "üzerine aldığı işi haklı bir sebep
olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiç bir ücret isteyemez ve peşin aldığı
ücreti geri vermek zorundadır" öyleyse bu madde ile çekilme veya azil
durumunda ücret konusu özel olarak hükme bağlanmış bulunmaktadır. O nedenle
uyuşmazlığın çözümü doğrudan anılan madde hükmü çerçevesinde olacağı çok
açıktır. Olayımızda davacı avukatın kendi kişisel arzusu ve serbest
iradesiyle sözü edilen 174. maddedeki anlamda azilden önce vekaletten istifa
ettiği (çekildiği) dosyadaki delil ve belgelerle kanıtlanmıştır. Bu durumda
174. madde uyarınca davacı avukat müvekkili davalıdan hiç bir ücret
isteyemez.
 
Mahkemece, Avukatlık Yasasının 41. maddesinin yorumunda hataya düşülerek
yazılı şekilde avukatın ücret alacağının davalı müvekkilden tahsiline karar
verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
 
S o n u ç : Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle davalı yararına
(BOZULMASINA), istek halinde peşin harcın iadesine, 29.4.1993 gününde
oybirliğiyle karar verildi.
 
16, Eylül, 2011 Editor tarafından soruldu
...