• Kayıt
TurkAvukatlar.com'a hoşgeldiniz. Hukukla ilgili sorular sorabilir ve avukatların cevaplarını alabilirsiniz.

Zamanaşımı süresi, zamanaşımının kesilmesi

0 oy

 

15. Hukuk Dairesi 2009/4166 E., 2009/5712 K.

  • ZAMANAŞIMI SÜRESİ
  • ZAMANAŞIMININ KESİLMESİ

"İçtihat Metni"


Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Borçlar Kanununun 133. maddesinin 2. bendinde zamanaşımının kesilmesi için alacaklının mutlaka dava açarak mahkemeye başvurması zorunlu olmayıp, borçlu tarafından açılan bir davada alacağın def’i zımmında mahkemede ileri sürülmesi yeterlidir. Bu halde de zamanaşımı kesilir ve alacağın def’i yoluyla ileri sürüldüğü davada verilen kararın kesinleşmesiyle yeniden işlemeye başlar (Dairemizin 11.03.1993 gün 1993/660 E sayılı kararı ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 07.12.1989 gün 5560 E, 9416 K. sayılı kararları). 

Ayrıca Borçlar Kanununun 135/II. maddesinde borcun bir hükümle sabit olması halinde yeniden işleyecek zamanaşımı süresinin de daima 10 sene olduğu hükme bağlanmıştır.

Somut olayda davalı iş sahibi tarafından davacı yüklenici aleyhine aynı sözleşmeden dolayı açılan alacak ve menfi tespit davası sonucunda Y... Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/802 Esas 2005/105 Karar sayılı ilâmı ile iş sahibinin sözleşmeyi haklı olarak feshettiğinin tespitine ve yüklenici iş sahibinden 2.335,62 TL alacaklı olduğundan davacının tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş ve bu karar davacının temyizi üzerine Dairemizin 13.07.2006 gün 2005/4514 Esas 2006/4397 Karar sayılı ilâmı ile onanmış ve 2006/7124 Esas 2007/1026 karar sayılı ilâmla karar düzeltme istemi de reddedilerek 19.02.2007 tarihinde kesinleşmiştir. Sözkonusu dosyanın davalısı olan yüklenici vekili açılan davada verdiği 01.08.2001 tarihli cevap dilekçesinde ödenen meblağın çok üzerinde imalât yapıldığını belirterek kendilerinin alacaklı olduğunu def’i yoluyla ileri sürmüştür.

Bu durumda 14.05.2001 fesih tarihine göre yüklenici vekilinin 2001/802 Esas sayılı dosyada verdiği ve def’i yoluyla alacaklı olduğunu ileri sürdüğü dilekçesiyle zamanaşımının kesildiği, iş sahibinin açtığı alacak davası sonucunda yüklenicinin alacaklı olduğu saptanarak sözkonusu dava bu gerekçeyle reddedildiğinden borcun bir hükümle sabit olduğunun kabulünde zorunluluk olduğu, davacı yüklenici de eldeki bu davayı sözkonusu kararın kesinleştiği 19.02.2007 tarihinden itibaren 09.06.2008 tarihinde ve Borçlar Kanununun 135/II. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açtığından zamanaşımı def’inin reddi ile davacı alacağının tahsiline karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme sonucu zamanaşımı nedeniyle davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 27.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

 

19, Ekim, 2011 Velevki tarafından soruldu
...