• Kayıt
TurkAvukatlar.com'a hoşgeldiniz. Hukukla ilgili sorular sorabilir ve avukatların cevaplarını alabilirsiniz.

çekişmeli boşanma davasında nafaka durumu?

0 oy

Davacı müvekkile ile davalı eş kocası 2006 yılında arkadaş vasıtası ile tanışmış 2 sene süren arkadaşlıkları sonucunda  20008  de evlenmişlerdir. Tarafların evlilik kararı aldığı dönemde müvekkile İSTANBUL’ da hemşire olarak görev yapmakta davalı ise İSTANBUL.’da özel bir firmada  çalışmaktadır. Müvekkile  davalı eşin baskıları sonucunda bu işinden ayrılarak önce ZONGULDAK,İSTANBUL,SİVAS ,İSTANBUL sonra KONYA şehirlerinde çalışmak zorunda kalmıştır.

2-Müvekkil uzun nişanlılık süresi ve davalının askerlik süresi sonrasında her türlü fedakarlıktan kaçınmadan evlenmiştir. Bu evlik sonrasında davalı eşe büyük bir değer verilmiş ve tüm maaşını davalı eşe evlilik süresince vermiş bu nedenle evliliğini sürdürebilmek için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamıştır. Ancak davalı eş  sürekli farklı tavırlar ile şiddet göstermesi  ve yapılan borçların ödenmesi için müvekkile baskı kurmuş ve kurmaya da devam etmiştir. Yapılan bu fedakarlık karşısında   davalı eş sorumsuz davranışları tekrar etmiş  ve müvekkilin ailesi ve arkadaşları karşısında küçük düşürülmesine ve onurunun incinmesine sebep olmuştur. Bu davranışlar sonrasında  müvekkile çocuk özlemi ile yılarca doktorlara gitmiş ve kadın doktor aşırı bu stresler nedeni ile çocuklarının olmaması nedenine dayandırmıştır. Müvekkile  bu sonuç karşısında moral olarak üzüntü içerisine girmiş  psikolojisi bozulmuştur. Tüm bu olaylar olurken davalı eş hiçbir yardımda bulunmamıştır.

3-Davalı eşin anlayış göstermeden sorumsuzca davranarak aşırı borç yapmaya devam etmesi ,davalı eşin  borçlanmanın  evlik süresince devam ettirmeye kalkması nedeni ile anlaşmazlıklar meydana gelmiş olup, huzursuzluklar yaşanmaya devam edilmiştir. Bu durum karşısında  müvekkile sabretmeye başlamış olan borçları ödemeye başlamıştır.

2-Müvekkile evlendikten sonra kendisini son derece kötü günlerin beklediğini geç de olsa anlamıştır. Davalı eş müvekkile üzerinde baskı kurmu,izinsiz hiçbir kimse ile  görüşmesine  ve ailesine dahi izin almadan göndermemiştir. uzun bir süre ailesinden ve arkadaşlarından uzak  kalan müvekkile  yalnız yaşamaya maruz bırakılmıştır.

      Hiçbir yere eşinden izin almadan gidemeyen müvekkile yalnız ve sıkıntı içerisinde psikolojik rahatsızlık duymasına neden olmuştur. Zira davalı evliliğin daha ilk günlerinde başlayan hor,hakir,hakaret ,kötü muameleye başlamış koyduğu anlamsız kurallarla müvekkileye dünyayı zehir etmiştir Müvekkileye, anne ve babasını ziyaret etmesini  dahi yasaklamıştır.

        Davalı eş, sinsi bir politika ile müvekkileyi mümkün olduğu kadar ailesinden uzaklaştırmak gayretine girmiş, bunda da muvaffak olmuştur. Müvekkil, ana-babasını ziyarete tek başına dahi gidememiştir. Davalı ev reisliği konumunun verdiği hakimiyet ve müvekkile’nin Anadolu kadını teslimiyetçiliğinden gelen sessizliği sonucu sürekli baskı ve dayatmalarla müvekkileye kötü muamelede bulunmuştur

3-Davalı son derece asabi, kibirli,aşırı titiz, tutarsız,katı kuralcı bir karaktere sahiptir. Evlilik içerisinde oluşan anlaşmazlıkların birinde davalı eş aşırı şiddet göstererek darp etmiş,kulağına darbe alan müvekkile geçici  duyma kaybına uğramış ve yapılan doktor tetkiki ile ilaçla tedavi olmuştur. Müdahale edilmemiş olsaydı müvekkile ileride kulak zarı yırtılması nedeni ile duyma organını kaybedecekti.. Taraflar arasında evvela görgü ve kültür farklılığı had safhadadır. Evlilik çalışan müvekkile yine aynı baskılar sonucu sürekli işyerini değiştirmek  zorunda kalmıştır

4-Davalı eş karşılıkı eşinin rızasını alarak kendi kararları ile eski işinden ayrılarak Konya öazel bir firmada  çalışmaya başlamıştır. Bu durumu öğrenen müvekkile eşinin yanında olmak ve evlilik birliğini sürdürmek için aniden işinden ayrılmıştır. Konyada ki bir hastana de işe başlamış ve mali olarak zor durumda olmasına rağmen  elindeki son olarak yadigar(mihir) bileziğini bozdurarak evinin naklini Sivastan, Konya iline taşımıştır. Tüm bu feadakarlık yapılmasına rağmen davalının ailesinin borçları olan (75.000 TL) olan bu borcu müvekkile ödemeye başlamış ve KIREDİ DAHİ ÇEKMEK sureti ile ödemek zorunda bırakılmıştır. Bu borcu ödemek için müvekkilem tüm maaşını vermeye başlamış ve parasız kalmıştır. Müvekkile parasız kalması nedeni ile ailesinden para yardımı almaya başlamıştır. Bu durumu öğrenen müvekkile’nin ailesi bir çözüm bulmak için davalı eşin ailesi ile görüşmek istemiş ama sonuç almadan üstelik hakarete maruz kalmışlardır.

 

      Ailenin tüm kararını davalı eşin vereceğini  gerekirse kızlarını götürmesi gerektiğini söylemişlerdir. Kızınızı alın götürün?oğlumuzda arkasında giderse  hakkımızı helal etmeyiz? Demişlerdir. Müvekkilem evliliğin devam etmesi için elinden gelen tüm fedakarlığı yapmış tüm maşını davalı eşin borçlarını ödemek için harcamış ve tatil günlerinde dahi davalının memleketinde fındık tarlalarında çalışmıştır.

5- Son olarak davalının gerçek niyetini gösterir olay gerçekleşmiştir seni boşayacağım  diyerek müvekkilem’e aşağıda görüleceği üzere mesajlar çekmektedir. şöyle ki;

    Davalı(Muhammet ULUDAĞ)’nın müvekkile son mesajı ve son sözü olarak “yine her zamanki gibi teli yüzüme kapattın,bu da her zaman yapacağını gösteriyor şu andan sonra benim de yapabileceğim bir şey kalmıyor. Ben şu ana kadar hep seni düşündüm.  Ama görüyorum ki sen kendini benim seni düşündüğüm kadar düşünmüyorsun. O zaman bana da ailenin verdiği kararla senin bundan sonraki hayatında mutluluklar istemek kalıyor. Yarın istediğin eşyaları gönderirim geri kalanları da istersen mahkemeye gelince alırsın. istersen yine kargo ile gönderirim. Bundan sonrası için senden son iki ricam olacak.bu ricaları anca telefonda söyleyebilirim. Şu ana kadar kendi bildiğini yaptın. Şimdi de ailenin bildiğini yapıyorsun .Sadece bu davranışına saygı duyuyorum.. Ailen için yuvanın yıkılmasını göze aldın. Gerçi şimdi yıkılmasa da ileride bir gün yıkılabilirdi. Senden artık ne bir telefon ne de mesaj bekliyorum .Dileğim içine gireceğimiz süreçte ikimizde fazla yıpranmayız. Sana tekrar mutluluklar dilerim.”

         Davalı (Muhammet  ULUDAĞ)’in bir plan çerçevesinde hareket ettiğini düşünmekteyiz. Çünkü müvekkil’ emin ailesinin yanına İstanbul’a gittiğinde 2 ağustos günü müvekkilem’i son defa aramış olup ailenin yanına İstanbul’a vardın mı? diye sormuş olup cevabını aldıktan sonra telefonunu kapatmıştır. Müvekkilem, 3 gün boyunca aramamıştır. Zaten davalının annesinin müvekkilem’i istemediği aşikardır. Davalı(Muhammet ULUDAĞ) annesine danışmıştır ve müvekkil’em’ den vazgeçilmesi istenmiştir. Çünkü davalının annesinin hakkımı helal etmem demesi ile yoğun baskı altına alınmaktadır. müvekkilem 3 gün sonra 5 ağustos  da eve dönüyorum diye msj çektiğinde davalı’ ben oyun oynamıyorum. Senden vazgeçtim bitti demiştir.

      Ondan sonra zaten davalı boşanmak istediğini  söylemiştir. Davalı eşin bu tutumsuz,olumsuz hareket ve sözleri evlilik birliğini yeniden tesisini imkansız hale getirmiştir.

6-Tüm bu olanlar göstermektedir ki ,davalı müvekkileyi sevmemektedir. Davalıya gençliğini veren müvekkile karşılığında hakaret ,huzursuzluk ,mutsuzluk ve şiddetten ötesini görememiştir .Kutsal evlilik birliği temelinden sarsılmış ve evlilik birliğinin devamının da bir yararı kalmamıştır.

 

7-Müvekkilim evliliği süresince davalı eşin bütün kusurlu hareketlerine katlanmış maddi ve manevi varlığını bu evliliğe harcamıştır. Bu evliliğin müvekkilden çok şey alıp götürdüğü bir gerçektir. Son derce başarılı olduğu mesleğinden ayrılmaya (davalının baskıları nedeni ile) zorlanmış HEMŞİRELİK mesleğine bazı dönemlerde ara vermek zorunda kalmıştır. Bu nedenlerle müvekkilimin uğradığı zararı, çektiği acıyı ,üzüntüyü ve elemin ağırlığına ,karşı tarafın yoğun ve tam kusurlu bulunmasına ,tarafların sosyal ekonomik durumlarına göre istenen maddi ve manevi tazminatında gerçekçi olduğu anlaşılacaktır.

8-Ayrıca müvekkilem’e düğün hediyesi olarak takılan 1 adet 22 ayar tak seti,2 çift bilezik  ve 43 adet  Çeyrek ,1 adet    yarım altın ve 3.500 TL OLUP EVLİLİK SÜRESİNCE DAVALI EŞİN BORÇLARINA HARCANMIŞ OLUP ayrıca müvekkil adına çekilen kredi  borcu ödenmiş ve ödenen tüm paranın aynen iadesi,  Müvekkile ait olan evdeki eşyaların tümü  ve ziynet eşyalarının  iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde günlük değeri üzerinden hesaplanmak suretiyle tahsiline karar verilmesi talebimizdir.

9-Yukarda belirttiğimiz nedenlerle fiilen bitmiş olan bu evliliğin hukuken de sona erdirilmesini sağlamak amacıyla işbu boşanma davasını ikame ediyoruz

 

HUKUKİ SEBEPLER : M.K..sair ilgili hukuki mevzuat

SUBUT SEBEPLERİ: Nüfus kaydı, tanık ifadeleri, tel ve e-mail kayıtları, sair her türlü

                                    yasal delil…

SONUÇ:

              Yukarda arz ve izah edilen sebeplerle

1-Tarafların Boşanmalarına

2-100.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminata

3-Müvekkileye düğün hediyesi olarak takılan altın takıların aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde günlük değeri üzerinden hesaplanmak suretiyle tahsiline

4- Aracına ve Evdeki bütün eşyalara  İHTİYADİ TEDBİR VAAZINA

bu dava kazanılabilir mi?  ve mahkemeye başvurulduğu tarihten itibaren nafaka alabilir miyim?

20, Ekim, 2011 hacile tarafından soruldu
...